Page 5 - tırnak içinde dergi
P. 5

a









                                                                        Karlı Bir Günde



                                                                                      Ahmet Sungur


             vin avluya açılan      benziyor bana!” dedi.
             kapısından             Ellerinde korkularını
        E          içeri girdi. Hava   tutuyordu sanki.
        kapalı, hafif de rüzgâr     İnsanın korkuları
        esiyordu. Paltosunun        neden sarıya döner?
        yakasını kaldırdı ve        Ümidi diri tutmak için
        ellerini ceplerine          korkuların yerinde       derinliklerine az da olsa  olmak için çabaladığı
        soktu. Etrafa bakıyordu.    kalması gerekmez mi?  yaklaşmış bulunuyordu.  bir dünyanın kendisini
        Hemen sağ yanında           O korkular ki insanlığa  Bu daracık kuyuda          zehirleyen büyülü
        zamanın getirdikerine       ferman okuyan, ümidi  kendinden başka nefes  sarmaşıklarına
        dayanamayıp yıpranmış,      sırtında var gücüyle     alan bir varlık yoktu.     takılıyordu ayakları.
        bir yanı da yıkılmış        taşıyan ya da ip         Sadece yukardan aşağı  Yalancı seslerden,
        kulübe, sol yanında         üstündeki bir cambazı  ulaşan ufak ışık huzme- kendisine verilen sö-
        ise zincirleri paslanmış    yürüten bir kuvvet       leri... Kuyunun dibinde  zlerden kurtulmak ve
        ve kırılmış eski bir        değil miydi? Bunları     tek başına körebe          onları duymamak için
        salıncak duruyordu.         düşünürken yanı          oynayacağını düşündü  duvarlara bakıyordu.
        Dışarda esen rüzgâr         başında duran kuyuya  ve güldü. Ardından            Anlamsız bir çabanın
        paltosunun yakasına         döndü ve dikkatlice      elleriyle duvarı yokladı.  içinde yorganı üstüne
        rağmen yüzüne vuruyor,      baktı. Kuyudan           Duvar soğuktu ve O bu  çekip tüm dünyaya
        kimi zaman da bir tokat     aşağı sarkıtılmış        soğuğu iliklerine kadar  sırtını dönen küskün
        gibi çarpıyordu. Acı        kırmızı ve ahşap bir     hissetmişti.               çocuklar bile onu
        veren bu dokunuşlar         merdiven gözüne ilişti.                             böyle görseler gülece-
        hulyalarına yenik           Merdivenin boyası        A’rafa düştüm bakark-      klerdi. Zaten kendisi
        düşmesiyle yaşadığı         yer yer dökülmüş ve      en boşluğa                 de bir zamanlar çocuk
        hayal kırıklıklarını akla   yağan yağmurlar onun                                değil miydi?
        getiriyordu.                tahtalarını şişirerek    Başımı çevirdim el         Bir süre nemli ve
        Bir müddet avlunun          çürütmeye başlamıştı.  bulmak için karanlığa        soğuk taşlarda takılı
        ortasında etrafı çeşm-i     Bunu görünce, bir                                   kalan gözlerini yukarı
        ibretle izledi. Gözünü      an tereddüt eder gibi    Ciğerlerime çekebilmek  çevirdi. Ufacık bir kar
        kapattıkça kulaklarına      oldu ama kuyuda          için son kez               tanesi düşünceye
        karışık sesler doluyor,     suyun olmayışı ve                                   dek başını göğe
        aklına yaşadıkları geli-    merdivenin onu           Ümidi bıraktım sonsu-      çevirerek saatlerce
        yordu. Kapalı gözlerinin    taşıyabileceği düşünc- zluğa                        böyle beklemek, göz
        ardında beliren koca bir    esi akla gelince                                    kapaklarından içeri
        perdede kendi filmini       oraya inmeye karar                                  sızan ışığı hissetmek
        sessizliğe gömülüp          verdi. Ağır adımlarla    Sözcükler dilinden         istiyordu. Bu öyle bir
        izlercesine… Neden          iniyor olsa da her       dökülürken hüzünlerini,  his olmalıydı ki varlığını
        sonra kalbi ürperir         adımda merdivenin        korkularını, içten içe     anlamlı kılmaya ve
        gibi oldu ve gözlerini      gıcırdaması kırılacağını  hissettiği yalnızlığını   onu tekrar heyecan-
        yavaşça açtı. Etrafı        düşündürtüyordu          saklayamaz oldu.           landırmaya yetmeliydi.
        izlemeye devam ederk-       ona. Aklına gelenler     Tüm çaresizliğini          Sokaklarda kedilerin
        en az ötede bir ağaç ve     dilinden dökülürken      gösterircesine başını      birbirini kovaladığı,
        yanındaki su kuyusunu       bir yandan da            eğdi ve omuzları düştü.  köpeklerin uykuya
        fark etti. Yavaş adım-      başını çevirip yukarı    Bir gece sessizliğini      daldığı gecelerdeki gibi
        larla kuyunun yanına        baktıkça tepesinde       ararken yetmedi gözleri  bir bekleyiş... Ellerinin
        vardı. Kuyunun etrafı       beliriveren ışığın       ona. Çöküverdi aniden  arasında sımsıkı tut-
        yapraklarla süslenmişti:    gittikçe azaldığını fark   bulunduğu yere ve        tuğu kâğıt parçalarının
        Kimisi hâlâ canlı bir       ediyordu. Anlaşılan      kayboldu içindeki          yükünü kucaklaması
        sarı kimisi de solgun ve    aşağıya inmesi kolay     uykulu yalnızlık. Bir      gibi…  Kimi geceler
        çürümeye yüz tutan...       olmayacaktı.             el beklemiyor, çığlık      salonunun pencer-
        Eğildi ve yerden sarı bir   Nihayet son adımını      atmıyordu. Elleriyle       esinden alnını cama
        yaprak alarak dikkatlice    kuyuya atabilmişti.      ayaklarını tutup kendine  dayayıp sokak lam-
        ona baktı. “Ne de çok       Artık yer yüzünün        çektikçe sanki ait         basının oluşturduğu

                                                            5
   1   2   3   4   5   6   7   8   9   10