Page 10 - tırnak içinde dergi
P. 10
Çekirdek Kabuğu
Rumeysa Alarçın
e yapacağım diye düşünerek yürümeye bir sepet ile gülümseyerek gelen Valerio’yu fark etti
devam etti. Yemyeşil bitkilerle bezenmiş ve onun gülümsemesine buruk bir gülümseme ile
Stadtpark’ta yürüyordu. Düşünceleri ve karşılık vererek:
Nbulunduğu yer arasında bir uyumsuzluk “Günaydın, Valerio”.
vardı. Hafif hafif adımlar atarken düşüncelerine biraz “Sabah yürüyüşünüze eşlik etmek avukatın oğlu
daha odaklandı. Uzun süredir bir şeyleri yoluna koy- Valerio’yu mutlu eder.” dedi muzip bir tavır ile
maya çalışıyordu. Kendini boyası iyiden iyiye silinmiş Valerio. Avukatın oğlu! Valerio genelde şehirde böyle
sarı bir kaldırım taşı gibi hissediyordu. Bu bezgin sarı anılırdı. Tüm şehrin, ihtiyar bir insan gibi saygı
kaldırım taşı, parktan çıkıp kitapçıya doğru yürümeye gösterdiği Valerio, şehrin en varlıklı ailelerinden
başladı. Birden Valerio’yu hatırladı. Valerio’yu en son birinin çocuğuydu. İnsanlar, yüzmeyi ve serçelerin
yine bu parkta, bir ağacın altında deftere bir şeyler seslerini dinlemeyi seven Valerio’ya değil, babasının
karalarken görmüştü. O defteri nereden bulmuştu sahip olduğu statüye ve servete saygı gösteriyorlardı.
acaba? Hemen yanında da bir kitap duruyordu. Bu Babası, Alfred yeni koşum takımlarına ve avcılık
kitabı ne zaman almıştı acaba ya da bu kitabı al- aksesuarlarına doymayan bir avukattı. Valerio’nun
masının sebebi neydi? En sevdiği yazarın bir sonraki isteklerine ve ilgi alanlarına değer vermeyi denemişti
romanı mıydı yoksa tesadüfen raftan seçtiği bir kitap ama ne yaparsa yapsın anlayamıyordu. Bir türlü an-
mıydı? Belki de bir arkadaşı vermişti ya da sahafın layamıyordu. Bu çocuk, kitabını alıp bir ağacın altına
birinde artık okumayacağını düşündüğü diğer kita- çekilmekten ne anlıyordu? Hayır, Alfred Wedner
plarıyla takas etmişti. Üç kitaba karşılık bir kitap al- bunu anlayamıyordu. Ayrıca çocuğun serçelerle
dığı bir takastı belki, buruk ayrılmıştı sahaftan. Sonra arasındaki bağı da bir türlü çözememişti. Ne anlıyor-
da burukluğuyla arasına bir mesafe koymak için o da du, şu küçük, cılız hayvanlardan? Alfred, serçelerden
nefes almaya bu parka gelmişti belki de. Valerio’nun hoşlanmıyordu çünkü serçeler heybetli ve gür bir sese
burukluğuyla arasına koymak istediği bu mesafe gibi, sahip değillerdi. Bu da yetmiyormuş gibi, küçücükler-
kendisi de gerçekle, gerçeğin getirdiği acıyla arasına di! Alfred’e göre herkes güçlü, yapılı ve gür sesli
mesafe koymaya çalışıyordu. Aslında mesafe koymak olmalıydı. Buna uymayan herkes onun gözünde bir
da denilemezdi. Bir şey ile aranıza mesafe koyabil- zavallıydı. Valerio’yu sepetin içinde düğülerle evden
meniz için öncelikle onu kabullenmeniz, varlığıyla çıkarken gördüğünde “Bırak şu serçeleri, Valerio”
barışmanız gerekirdi. Tam da bu yüzden, o, küs diye seslenmekten kendini alamazdı. Hayır, Alfred’in
olduğu gerçek ile arasına mesafe koymazdı. Bugüne oğlunun serçelere duyduğu bu sevgiyi anlaması müm-
kadar acı verici olayların yalnızca başkalarının başına kün değildi. Babasının serçeler ve onun istediği gibi
gelebileceğin zannediyordu. Dolayısıyla, herhangi olmayan her şeye karşı tutumu buydu: onları değersi-
bir acı onda büyük bir şaşkınlık uyandırıyordu. zleştirmek.
Genelde ilk tepkisi bu acının varlığını reddetmeyi “Bir şans vereceğim.” dedi, belli belirsiz bir
denemek oluyordu ve bu daha çok acıtıyordu. Yine gülümseme ile Elenor. 1800’lü yıllar. Viyana’da iki
sadece kendimle meşgul olduğum günlerden biri bu çocuk. Yürüyorlardı, telefonsuz.
diye düşünürken kendine doğru elinde düğü ile dolu “Üzgün ve bitkin bir haliniz var.” dedi Valerio, ne di-
10

