Page 12 - tırnak içinde dergi
P. 12
Sardunyalar
Zeynep Avcı
ava karanlık değil ama aydınlık da hisset- çok mu önem veriyor muyum ki şu an yaşadığım
miyorum. Kalp atışlarımı adımlarıma ana? Oysa en canlı hissettiğim zamanlar onunla
uydurmaya çalışıyorum. Bazen kalbim birlikte olduğum zamanlardı. O kadar istekliydim ki
Hbazen de adımlarım hızlanıyor. Biri üstün geçecek her anımıza… Ne oldu da böyle oldu? Beni
gelmesin diye çok yoruluyorum, terliyorum. Ne vakit aldatmış olsa ya da değerlerime hiç kabul edemeye-
bunu yaşasam çocukluğumdaki çizgilere basmadan ceğim saldırılarda bulunsa ya da tüm bu kırgınlıklar
yürüme alışkanlığım aklıma gelir. O zaman da bu çocuğum olmuyor diye olsaydı, bu şımarıklıklarımı
alışkanlık beni eğlendiriyor gibi görünse de sadece anlardım. Şımarık mıyım cidden? Kendi kendime
hayatımdaki düzen isteğinden kaynaklıymış. Demek söyledim bunu. Demek ki gerçekten şımarık olduğu-
ki istediğim kadar büyüyememişim. Yanlarından ma inanıyorum. Ya ayrılma fikrinde haksızsam ya şu
geçtiğim renk renk sardunyalar bana selam veriyor an görmem gereken pembe sardunyalarsa?
ve beni destekliyor; bu hissi tanıyorum. Zaten en
başından beri, ne zaman desteğe ihtiyacım olsa ben- Bir kedi geçiyor önümden. Göz göze geldiğimizde
imle konuşurlar. Hatta renklerini de bana göre ayar- karar veriyor kumaş pantolonuma sürtünmeye.
ladıklarına inanıyorum. Mavi olursa umutluyum, sarı Kumaştan zor temizleniyor tüyler diye işten geld-
olursa huzurluyum, pembe olursa kırılgan, kırmızı iğinde ona kızdım üç gün önce. Ama en sevdiğim
destekleyici… Ve şu an yalnızca kırmızı görüyorum. yanlarından biri değil miydi bu? Aldığı kıyafetin
Aralarda belki pembe… Yok, yok pembe değildir o. gösterişine bakmadan sevdiği şeyleri yapmaktan
Pembe olursa istediğim konuşmayı yapamayacağım geri durmaması? İlk kez Ali’nin düğününde oldu bu.
demek oluyor. Ya yapamazsam? Yeterince kırıcı ve Düğünleri sevemememden kaynaklı uzak duruy-
yıpratıcı olmayacak mı zaten? Kalbimin sesini dinle- orum ortamdan ama Ali çocukluk arkadaşım, yanın-
mek için elimden geleni yapıyorum ama tam da şu an da olmam lazım. Gecenin ilerleyen saatlerinde bir
arefe pazarında simit almak için gitmiş ve dönüşte an- kendime gelmem lazım diyorum, boğazı en güzel
nemi bulamamış gibiyim. Her yerden bir ses geliyor yerden gören Beykoz’un senenin son modası olan
ama bu seslerin hangisi doğru, hangisi gerçek, ben fakat bir iki aya unutulacak konseptleriyle bezen-
duyamıyorum. Sadece köşede kalmış ve bağırmaya miş düğün salonundan dışarı çıkıyorum. Deniz
dahi mecali yokmuş gibi hissediyorum. Oysa bağıra- ferahlatıyor beni. Sanki ben şurada hüngür hüngür
bilirim. Önceki kavgalarımızdan yeterliliğimin gayet ağlamayayım diye kocaman boğaz seferber olmuş
farkındaydım. İlk kavgamız… Ben sahile gitmek ve benim çıkartmam gereken sesleri, kendi kendine
istiyorum, o evde oturalım diyor. Şu anki ben olsam kıyıya vurarak çıkartıyor. Dalgaların sesini dinlerken
kalkıp giderim sahilime, gelince de evde otururuz ve araya bir mırıltı giriyor. En sevdiği şarkıyı mırıldanar-
ne kavga ne kırgınlık… Ama o zaman her şeyi birlikte ak geliyor. O sırada bilmiyorum tabi en sevdiği şarkı
yapmak istiyoruz ikimiz de. Acaba sorun bu mu? Şu olduğunu. Yalnızca radyolarda rastladığım, adını bir
an tek bir şeyi bile birlikte yapmak istemiyoruz. Belki türlü hatırlayamadığım ama duyduğum vakit güvende
de şu an kalkıp gitme fikrim, şu anki onu sevmeyen hissettiğim şarkıyı… Üzerinde orta boy, açık mavi
benden geliyor. Ne kadar çok şu an dedim. Bu kadar bir elbise var. Yakası tam sevdiği gibi, sırt ve göğüs
12

