Page 13 - tırnak içinde dergi
P. 13
dekoltesi aynı oranda… Elbisenin etekleri aşağı kapıyı açıyorum. Giriş katta oturduğumuzdan sürekli
doğru kabarıklaşıyor, üzerinde mavi, sarı, pembe ve duyduğumuz gıcırtıyı duyuyorum yine. Ayrılınca aynı
kırmızı renkli sardunya figürleri dümdüz bir elbi- evde yaşamayacağımızdan bu sesi de duymayacağım.
seyi renklendiriyor tıpkı hayatımdaki yeri gibi. Ve Memnun muyum peki? Bilmiyorum.
öyle bir gülümsüyor ki o anda tüm dalgalar yüzüme
çarpıyor, elbisedeki sardunyalar tüm duygularımı dışa Kapının önünde ayakkabıları var. Ayakları, diğer
çıkarıyor. Hem savunmasızım hem de güvendeyim. kadınlara göre büyük olduğundan zor bulduğumuz
‘’İster misin?’’ diyor. Ne olduğunu sadece gözlerine ayakkabıları serilmiş. En başta onlar karşılıyor beni.
bakarak anlamaya çalışıyorum. Hiçbir şey deme- Şu renkli bağcıkları olan sandaleti özleyeceğim.
den koyu mavi ve iplerle ayakta duran, ince topuklu Onu özleyeceğim. Ama bir karar verdim artık. İyi
ayakkabılarını çıkarıyor. Çok hafif ama bedenine çok gelmiyoruz birbirimize. Kapıdan içeri giriyorum.
yakışan dans figürleriyle hareket ediyor. Yavaştan İçeride. En sevdiği şarkıyı mırıldanıyor. Bugün günü
sıçramaya başlıyor. Bu sıçramalar, çocukluğumda- iyi geçmiş ve ben berbat edeceğim. Yılları berbat
ki çizgilere basmadan yürüme alışkanlığımdakilere etmekten iyidir. Ya pişman olursam? Ya şu ana dek
benziyor. Uzun zamandır gülümsemediğim şekilde söylemediğim için pişmansam? Belki o da istiyordur
gülüyorum. İçimde hep daha fazlası var ama dışarı ama söyleyemiyordur. İstese söylerdi. Onu üzeceğim.
çıkan ufak bir tebessüm… Şaşkınım çünkü çok güzel. Hayal kırıklığı olmaktan iyidir. Mutfağın girişinde
Tam bu anda, dalgaların vurmasından sebep küçük yeni saksılar var. Markette indirime girmelerine
bir taş oyuğuna birikmiş suya denk geliyor. Elbisenin rağmen içindeki çiçeklere bakamamaktan çekindiğim
rengi açık olduğu için suyla birlikte çamur da eteğin için almaktan vazgeçtiğim saksılar… Nereden biliyor
ucundan belli oluyor. Az önceki sıçramalar bitti. ki? Renkleri sarı, pembe ve kırmızı sardunyalar…
Eteğine bakıyor. Bana bakıyor. Yine eteğine bakıyor. Hemen üstünde mavi bir şey arıyorum. Elbisesi değil.
Sonrasında uzun zamandır rastlamadığım bir te- Tokası, çorabı, kolyesi… Yok, hiçbir yerde mavi yok.
bessüm. Yine atlıyor suyun içine. Ayakları üşüyecek, Tebessüme ihtiyacım var. Tebessümüne ihtiyacım
elbise batacak, insanlar bakacak… Umurunda değil. var. Geldiğimi duyuyor ama biber doğramaya oda-
Tebessüm. klanmış. Elindeki bıçağı tezgâha yavaşça bırakıp
elini kokluyor. Hissediyorum, biber kokusunu elinde
Bizim sokağa da çok yaklaştım, şu köşeden dönünce istiyor. Tebessüm. Çamurlu suya atlamak istiyorum.
her şey daha da netleşecek. Kararımdan dönmemem Ellerindeki biber pullarını ve ıslaklığı gömleğine
lazım. Bu kararı da iki günde almadım sonuçta. Sa- sürüyor. Ne de olsa yıkanır, ne çıkar? Buzdolabının
dece farklıyız, nasıl ve ne zaman bu denli farklılaştık görüşümü kapattığı tezgâha doğru ilerliyor. Sadece
bilmiyorum ama artık farklıyız. Buraya taşındığımız onu izliyorum. Bir şeyi saklamaya çalışıyor. Kucağın-
ilk gün selam verdiğimiz komşumuz kapı önünü da kavramaya da çalışıyor. Merak ediyorum ama do-
süpürüyor. O gün kocaman ve kırmızı bir gülümse- nuğum. Gövdesi bana doğru dönüyor. Tebessüm. Ku-
meyle bizi karşılayan kadın, yürüyüşümden olsa gerek cağında henüz canlanmaya çabalayan mavi sardunya.
beni tanıyıp yüzüme bakmadan başını sallıyor sadece. Tebessüm. Mavi elbisesini mi giydi? Dudaklarında
Yüzü kırmızı yine. Ama sevecenlikten değil, süpür- tebessüm. Yavaşça aralanıyor dudakları. Gülümserken
menin verdiği yorgunluktan. Ama onunla yine aynı konuşmaya çalışması çok güzel. Kendisi çok güzel.
sevecen kırmızılıkta selamlaşıyor. Benim kırmızılığım Tek bir söz: ‘’İster misin?’’
niye farklı? Yoksa biz değil de ben mi değiştim?
Kapıyı açmak için anahtarı arıyorum. Eskiden olsa
verdiği o kocaman, seramik anahtarlıktan sebep,
anahtarı arama gibi olasılığım yok. Hoş yenisini de
almadı bana. Ben de yapıştırmaya çalışmadım. Dış
13

