Page 11 - tırnak içinde dergi
P. 11
yeceğini bilemeyen biri gibi. Uzun zamandır Elenor’u
görmüyordu ve ne zamandır böyle dalgın bir Elenor
görmemişti.
“Merak ediyorum, üzgünken, üzgün hissetmek seni
üzmüyor mu?” diye sordu Elenor, cevaplara oldukça
aç olan bir tavırla.
“Acını hisset ama acına teslim olma, Elenor. Kabullen
acını. Alacağın derse odaklan. Tüm dikkatin üzüntün
üzerinde olmasın. Hem ben üzüntüme odaklanıp
daha da üzülürsem, serçeler ne yapacak?” diye yanıt
verdi Valerio, gözlerini kararlı bir geminin rotasını
limana doğru çevirmesi gibi Elenor’un gözlerine çev-
irerek. Sonra aniden koşmaya başladı.
Elenor neye uğradığını şaşırmış bir haldeydi. O da
Valerio’yu koşarak takip etti. Şimdi ikisi de bu rüzgârlı
Viyana sabahında koşuyorlardı. Koşarak şehrin en
lüks caddelerinden birine çıktılar. Valerio, lüks dük-
kanların önündeki ağaçların dallarında şarkı söyleyen
serçeleri işaret etti. Bu caddenin sahip olduğu lükse
ve şatafata rağmen, serçeler bazı günler yemek bul-
makta zorluk çekerlerdi. Valerio, sepetinden çıkardığı
düğüleri serçeler ile paylaşırdı. Kahvaltıyı serçelerle
birlikte yapmaya da oldukça alışmıştı. Düğüleri yiyen
serçeler, birer birer gökyüzüne havalanırdı. Bazı gün-
ler mutsuz bazı günler mutlu görünseler de her gün
şarkılar söyleyerek gökyüzünde ve yemyeşil ağaçlarda
geziniyorlardı. Öyle ki, Valerio bazı günler onların
cıvıl cıvıl sesleri ardında sessiz bir hüzün sezerdi. Yine
de onların kanatları, hüzne takılıp kalmaz; uçmaya
devam ederlerdi. Elenor gözlerini serçelere iliştird-
iğinde, serçeler çoktan Valerio’yu fark etmiş ve onun
yanına gelmişlerdi. Valerio, sanki serçeleri ilk defa
uçarken görüyormuşcasına heyecanla Elenor’a göster-
erek:
“Gökyüzünde uçuyorlar! Acılarını çekiyorlar ama
acılarına yenilmiyorlar. Ne kadar üzgün olsalar da
gökyüzünde uçmaya devam ediyorlar. Biliyorlar ki
o acıdan edinecekleri ve öğrenecekleri bir ders var!”
dedi.
Elenor ise içlerindeki umutsuzluğu tüm dünyaya yay-
mak isteyenlere mahsus bir tavır ile:
“Bırak şu serçeleri, Valerio!” diyerek karşılık verdi.
Bu son cümleden sonra geldiği yolu geri yürümeye
başladı genç kız. Böylelikle Valerio serçelere, Elenor
boyası silinmiş sarı kaldırımlara dönmüştü. Yere boş
boş bakarken, sarı tuğlaları seyrederken barışamıyor-
du gerçekle ve acı ile ne yapacağını bilemiyordu.
Barışamıyordu ve bilmiyordu ta ki vücutlarının üç
katı büyüklüğünde çekirdek kabuğu taşıyan karınca-
lar görene dek ve vücutlarının üç katı büyüklüğünde
çekirdek kabuğu taşıyan karıncalar gibi görene dek...
11

