Page 6 - tırnak içinde dergi
P. 6
a
gölgelere bakarak “Ne bunu. Bir yandan Nihayet tren ista-
bir ses ne bir haber” gülüyor, kendine bir syona yanaştı. Son
derdi. Sonrasında şeyler söylüyor, diğer bir kez düdüğünü
“Bütün pencerelerde yandan da ne kadar çalıp kapılarını açtı.
bekleyen benim” hızlı koşabilirsem o Trendekiler ellerindeki
şiirini dinlerdi defalarca. kadar iyi dercesine var valizlerle iniyordu.
Dinlerken hikayesini gücüyle koşuyordu. Bekleyenleriyle tek
şiirlere gizlemeye Gara vardığında soluk tek kucaklaşanlar,
ihtiyaç duymazdı. Akıl soluğaydı. İlk trenin gözyaşları, vuslat…
yürütmeler, dedektiflik ne zaman geleceğini Gardaki sessizliğin
yapmalar onun sordu görevliye ve yerini vuslatın kalpleri
hikayesini çözmeyece- 16.15 treni olduğunu ısıtan sıcaklığı almıştı.
kti. öğrendi. Kıyıda köşede Babaların elleri
Neden sonra alnına ne kadar ümit kaldıysa öpülüyor, annelerle
ufak bir kar tanesi toplamaya başladı ta kucaklaşılıyor ve
düşüverdi ve gözlerini ki başka bir şeye ümit yarenlerle göz göze
şaşkınlıkla açtı. Kalbi bırakmayana kadar. geliniyordu. Vuslatın
hızla çarpıyor, göğsü Her yerde kar olsa engin denizlerine dalıp
inip inip kalkıyordu. da ümitleri karşısında onları seyrederken bir
Heyecandan olsa gerek eriyordu bu karlar. Ağır yandan da paltosunun
gözleri doldu. Ellerini ağır yürüyen, etrafı her cebini karıştıyordu.
açtı ve birbiri ardına daim düşünceli gözlerle Cebinden küçük,
avuçlarına düşen kar seyreden bu adamın buruşmuş ve yıpranmış
tanelerini seyrediyordu. kalbinde yeşeren bir kâğıt çıkardı. Kim
Ellerindeki çizgiler sanki ümitler gözlerindeki bilir ne zamandır o
labirente dönüşmüştü. sisi kaldırmış, onları paltonun içindeydi bu
O, bu labirentte ışıltılarla süslemişti. kâğıt. Titreyen elleriyle
kaybettiği ya da aradığı Aceleyle boş bir bank yırtmaktan korkarak
her neyse bulmaya bulup oturdu. Ellerini açtı kâğıdı ve heceley-
çabalıyormuşçasına birbirine kenetleyip erek okumaya başladı.
gözleriyle çizgilerin aşağı yukarı salınıyor, “Karlı bir günde…”
başladığı, bittiği ve etrafına bakınıyordu
birbiriyle kesiştiği çünkü istasyon gittikçe
yerleri takip ediyordu. kalabalıklaşmıştı.
Sonra avuçlarını kap- Kendisi gibi trenin
atıp gökyüzüne tekrar gelmesini dört gözle
baktı. Kendine gelmişti. bekleyen başkaları
Elleriyle gözlerini silip da vardı. Aklına “kara
derhal yukarı çıkmalıy- tren” türküsü gelse de
dı. Merdivenin çıkardığı hemen kovuyordu bu
gıcırtılar eşliğinde hızla türküyü. “Hayır, hayır
yukarı tırmandı. Lapa gelecek tren!” diyerek
lapa kar yağıyordu içindeki sesi susturuy-
avluya. Gülüyordu o ordu. Derken bir düdük
anda ve aniden kollarını sesi işitti, heyecanla
iki yana açarak deliler ayağa kalkarak bir iki
gibi etrafında dönmeye adım attı ve treni gören
başladı. “Geliyor, işte bir yerde durdu. Raylara
geliyor!” diye göklere atlayıp trene doğru
bağırıyordu. Dönerken koşacakmış gibi hazırda
ayağı taşa takılıp düştü. bekliyordu. Sabırsı-
O buna aldırış etmeden zlanıyor, adeta yerinde
kalktı, paltosunu duramıyordu. Ne var
çıkarıp eline alarak ki bir türlü yanaşmak
tren garına doğru bilmiyordu tren. Yaşlı
koşmaya başladı. bir hamal gibiydi. Yavaş
Soğuk havayla dalga yavaş ve tıslayarak
geçercesine yapıyordu geliyordu.
6

