Page 32 - tırnak içinde dergi
P. 32
Davetsiz Misafir
Ahmet Galip Öztürk
gece başımı yastığa koyduğum gibi uykuya kapının arkasından: “Defol git ya, defol git kardeşim.
dalmıştım. Dışarıda hava buz gibiyken Bak şimdi polisi arıyorum, elimde de babamın beylik
sıc
O acık battaniyenin altında olmak, yanıma tabancası var haberin olsun. Sabrımı taşırma. Ya ne
kıvrılan kedimin huzur dolu mırıltılarını duymak, istiyorsan söyle ya da defol git kapımın önünden!” Bir
bir de gün içindeki yorgunluğum hep birlikte beni an tereddüt ettiğini gördüm. Elini yüzüne götürdü,
renkli rüyalara daldıracaklar gibiydi. Deliksiz, bebek olduğu yerde yaylandı, gözlerini sağa sola çevirdi.
gibi bir uyku çekecek ardından da sabaha keyifli bir Sonra yüzünü kapıya iyice yaklaştırdı ve “Beni içeri
kahvaltıyla başlayıp ofiste patronun karşısına dikilince davet eder misiniz?” dedi sadece.
de zammımı isteyecektim. Her şey tıkırındaydı, en
kötü istifamı basar çıkardım. Bizim dayı oğlunun Manyağa bak! Çıldırdım sinirimden. Biri
yanına girer en azından insanca muamele görerek benimle dalga geçiyor belli ki. Ne diyeceğimi
çalışırdım. O kadar mutluydum ki, o kadar endişesiz bilemedim. “Lan hadi uğraştırma beni gece gece!
ve sakindim ki; dedim ya, başımı yastığa koyduğum Ne yapacakmışım seni davet edip de? Ruh hastasına
gibi uykuya dalmıştım. bak ya! Arıyorum ulan polisi, hangi tımarhaneden
kaçtıysan alsınlar götürsünler seni.” Hiç cevap
Birden yerimden sıçrayarak uyandım vermedi. Ağzını bile açmadı. Polisi aradım, olanı
Kapı çalıyordu. Saate baktım, gecenin 3’ü. biteni anlattım. “Hemen” dediler “hemen intikal
Apartmandan biri kafayı çekmiş herhalde, yanlış ediyoruz”. Gittim kapıya yaslandım. Yine çaldı kapıyı.
kapıya gelmiş. Mis gibi uykumdan da etti beni Konuşmadım. “Polisler gelene kadar komşular da
bok yiyesice. Yataktan çıkmadım. Tekrar uyumaya gözünü korkutsun şu manyağın” dedim, komşulardan
çalıştım. Yine çaldı kapıyı. Yok, kovmadan gitmeyecek birkaçını aradım. Hiçbiri açmadı. Neden açsınlar ki,
bu herif. Anlayamadı hâlâ daha nerede olduğunu. hepsi osura osura uyuyordur bu saatte.
Terliklerimi ayağıma geçirip kapıya gittim. Alışkanlık
ya, delikten bir bakayım dedim kimmiş; bakmaz Bir saat geçti. Polis hâlâ gelmedi. Tekrar
olaydım. Başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Elim aradım. Ekipler yoldaymış, geliyorlarmış. Fizandan
ayağım buz kesti. Hayatımda görmediğim bir adam mı geliyorlar? Sinirlendim ama belli etmedim. Yine
kapıda dikilmiş, gecenin bilmem kaçında, fal taşı gibi çaldı kapıyı. Ses etmedim. Komşular da açmıyor
açılmış gözlerle deliğin içinden adeta beni izliyor. hâlâ. Polis de gelmiyor. İki buçuk saat oldu. Orospu
Ne yapacağımı ne diyeceğimi bilemedim. Kim şimdi çocuğuna bak, iki buçuk saattir ayakta dikiliyor da
bu? Mahalledeki müptezellerden biriyse yine iyi. yerinden bile kımıldamadı. Nasıl bir bela çattı başıma
Çağırırım polisi alır götürürler ama bu adam sinek hey Allah’ım? Dört saat oldu ben polisi arayalı.
kaydı tıraşıyla, pırıl pırıl dişleriyle, geriye taranmış Gelmediler. Salona attım kendimi. Pencereden aşağı
gür saçlarıyla hiç de baliciye falan benzemiyor. sarkıp bağırdım, yardım istedim. Saat de az değil
Tekrar çaldı zili. Gayriihtiyari, tutamadım kendimi ki, 7’ye geldi. Neden bomboş sokaklar? Allah’ım
bağırdım “Kimsin? Ne istiyorsun?” diye. Cevap delirmek üzereyim. Gittim yine bağırdım kapının
vermedi. Elini yeniden zile uzattı. Tekrar bağırdım arkasından, bağırdım çağırdım soyuna sopuna
32

