Page 23 - tırnak içinde dergi
P. 23
Kaplumbağa
Enes Karaytuğ
ilem eski eşyalar biriktirmeyi severdi. Yıllardır biriktirilen onlarca eşya dedemin
evinin bodrumunda onun vefat etmesini beklerdi. Dedemden sonra bizim evin
Abir köşesinde aynı heyecanla babamın ölmesini bekleyecekler ama zaman
geçtikçe sayıları çoğalarak. Adını hatırlamadığım bir bayram günü bodruma inip
eşyaları karıştırmaya başladım. Tozlu sandıkların ve fare delikli kartonların içinde ne
bulacağını tahmin etmek zordur. Bulmayı en çok sevdiklerim hep eski fotoğraflardı.
Fotoğrafların neredeyse hepsi renksizdi çünkü ölümsüzleştirmeye çalıştıkları o kişiler
artık bizimle değildi. Arada bir eski ama renkli fotoğraflar denk geliyordu. Hepsi
büyük halamın fotoğraflarıydı. 95 yaşında olmasına rağmen hâlâ sapasağlamdı.
Aramaya devam ettiğimde daha önce hiç görmediğim eski bir ayna fark ettim. Aynada
yansımamı göremiyordum çünkü hiçbir şeyi yansıtamayacak kadar eskimişti. Ayna
ile çerçevesinin arasına sıkıştırılmış bir fotoğraf gördüm. Badem bıyıklı, simsiyah
saçlı, yeşil ceketli bir adamdı. Ceketinin rengini anlayabildiğime göre çok da eski bir
fotoğraf olmamalıydı. Adamın arkasındaki ağaçlar da yemyeşildi. Önünde durduğu
parkın demirlerindeki paslar bile apaçık meydandaydı. Fotoğrafın arkasındaki el
yazısını gördükten sonra tüylerim ürperdi. 1899 yılından kalan bir fotoğraf nasıl hâlâ
renkli olabilirdi. Adamın suratı dedeme benziyordu ama daha inceydi. Fotoğrafı
burada olduğuna göre bizden biri olmalıydı. Büyük amcama da benziyordu. Amcam
kaç yaşındaydı. Amcam yaşlı da olsa 200 yaşında olamazdı. Kimdi bu adam. Belki
halam bilirdi. Gerçi halam daha kendini bilmiyor, bu adamı nasıl bilsin. Dedemin
babası olabilir miydi? İyi de onun mezarı köyün mezarlığında o kadar uzun zamandır
duruyordu ki mezar taşı yamulmuştu. Fotoğrafı alıp dedeme göstermeye karar verdim.
Bu adam ölümsüz biriyse onu kesinlikle tanımak istiyordum. Kafamda binlerce soru
ve çılgın bir merak ile dedemin yanına gittim. Dedem tekli koltuğunda televizyon
izliyormuş gibi gözüküyordu ama onun o şekilde uyuduğunu evde bilmeyen yoktu.
Göbeğine hafifçe bastırdığımda sanki hiç uyumamış gibi davranarak ne olduğunu
sordu. Elimdeki fotoğrafı uzatıp ona fotoğrafın hâlâ renkli olduğunu ve fotoğraftakinin
kim olduğunu sordum. Fotoğraftakinin kim olduğunu söylemek üzereyken adamın
ölümsüz olduğunu söyledim. Bunu duyduktan sonra göbeğini içine çeke çeke gülmeye
başladı ve bana şunları söyledi: “Bu benim dedemin babası ve arkasında da bir
kaplumbağa var.”
23

