Page 25 - tırnak içinde dergi
P. 25

sanatın en önemli niteliği olan, kendinden           ve canlılar var oldukça oyun da var olmaya
        başkası olmak”  yolunun en somut ifadesidir.         devam edecektir. Diğer bir yandan, oyunlar
        Bir ritüelin kurallarına bağlı kalarak oynamak,      interaktif olduklarından primitiflerde seyirciyi
        bir başkası olma durumunu uygulamaya                 nasıl konumlandıracağımızı bilememek çok
        koydu. Bir başkasına benzeme denemeleri              doğaldır. Çünkü oyunlarda ve ritüellerde seyirci
        tekrar tekrar yapılarak ritüele dönüştü. Bu          de katılımcıdır; bir bakıma seyirci ve oyuncu
        durumda evrenin, kültürün veya inancın               ayrımı yoktur denilebilir. Oyunun dışına çıkan
        yeniden yorumlanması ve aynı zamanda da              ve alımlayıcı adını alanların zaman içerisinde
        bu yeniden yorumlamanın tekrarı olan ritüel,         nasıl konumlandığı ise yeni bir araştırma
        aslına benzetilmeye çalışılarak performe edilir  konusu olabilir.
        ve böylece seyirlik bir ürün olarak ortaya çıktı.


        Bir şeyin izlenebilir olmasını kılan temel
        şey, çatışma, yine oyundan gelir. Bolluk-
        yokluk, sağlık-hastalık, eski-yeni gibi
        zıtlıklarla başlayan oyunlarda bir rekabet,
        en iyi olma, kazanma, yenme dürtüsü
        bulunduğunu biliyoruz. Başarıya ulaşmak
        uğruna yapılanların da bir çatışması vardır.
        Dolayısıyla hem oynayanın kendi içinde bir
        gerilimi hem de anlatmaya çalıştıklarının
        kendi içinde bir gerilimi vardır. Öte yandan,
        diyalektik de bir karşıtlık, bir çatışma
        meselesidir. Bu perspektiften bakıldığında
        da bir şeyin ne olduğu karşısındakinin/
        karşıtının de olduğuna göre konum alıyor
        olduğundan ilk bakışta oyunun karşıtı ciddilik
        olarak düşünülebilir. “Ancak ciddilik daha
        çok oyunun yadsınmasıdır, oynamama, oyun
        olmama gibi olumsuz bir anlam taşır. Oysa
        oyunun anlamı, hiçbir zaman ciddi olmamak
        değildir.”  Bu durumda ciddiliğin oyunu
        içermediği söylenebilirken oyunun ciddilik
        içermesinin de mümkün olduğu göz önünde
        bulundurulmalıdır.


        Sonuç olarak bir başlangıcı ve sonu olan
        oyunlar, tekrar ede ede geleneğin bir parçası
        haline gelir. Bilinçli olarak günlük yaşantının
        dışında kalır ve böylece kendi gerçekliğini
        oluşturur. Bu durum, onun kendi içinde
        sistematik bir düzlemde gelişmesine olanak
        sağlar. Tiyatro da temelinde yatan çatışma
        ve yarışmayı oyunlardan alır. Burada dikkat
        edilmesi gereken şey ise tiyatronun “bir şeyi        KAYNAKÇA
        başka bir şeye en iyi benzetmek için yarış”          And, Metin. Oyun ve Bügü: Türk Kültüründe
        olmasıdır ve oynayanlar bunu kendisinden             Oyun Kavramı. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları,
        başkası olarak yapar. Bu durumda, oyun               2012.
        hem kültürden hem de insanlıktan öncedir


                                                           25
   20   21   22   23   24   25   26   27   28   29   30